Anı Nedir, Özellikleri Nelerdir

Eylül 22, 2013 Yorum Yok »

Anı Hakkında Bilgi: Anı Nedir, Ne Demektir, Anıların Özellikleri Nelerdir, Türk Edebiyatı ve Dünya Edebiyatın Anıların Yeri Nedir, Anı Yazarları ve Eserleri Hakkında Bilgi

• Bir kimsenin kendi başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve olguları gözlemlerine ve bilgilerine dayanarak anlattığı edebiyat türüne anı (eski deyişle hatıra, hatırat) denir.

• Yazar ve ozanların dışında bilim adamları, düşünürler, ressamlar, müzisyenler, doktorlar, hukukçular, vb. de anılarını yazmışlardır. Bunların anı yazmaktaki amaçları, gelecek kuşaklara ders alacakları olayları, gözlemleri aktarmak, o güne kadar gizli kalmış birtakım gerçekleri ortaya çıkarmak, kendini bütün başarı ve başarısızlıklarıyla kamuoyuna tanıtmak, belli konularda kendini savunmak, rakiplerini kamuoyunda küçük düşürmek, bu türde de yetkin bir yazar olduğunu kanıtlamaktır. Kısaca, bir kimsenin anılarını yazması, kendisiyle ve çevresiyle hesaplaşmaya girişmesidir.

• Anılar, yaşanılan olayların insan belleğinde bıraktığı izlerdir. Çok kimse anılarını son yıllarında yazmıştır; yaşamlarının çeşitli dönemlerinden anılarını parça parça yazanlara da raslanır. Bu bakımdan anılar, belgesel ya da yüzde yüz nesnel bir nitelik taşımaz. Anılarda görülen yorum ve yargılar bütünüyle kişiseldir. Bazı yazarlar da birtakım anıları uydurmuşlardır. Hemen hiç bir anı yazarının, gördüklerini, yaşadıklarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermediği ya da seremediği bir gerçektir. Anı yazarının dünya görüşü ve bakış açısı da, özellikle aynı konuyu işleyen anılarda, değişik yorum ve değerlendirmelere yolaçmıştır.

• Bazı anı yazarları gerçeğe bağlı kalabilmek için mektuplardan, belge, dergi ve gazetelerden, görgü tanıklarından ya da günlüklerden yararlanmıştır.

• Anıların önemli bir bölümü, yazarı sağken yazılıp basılmıştır. Bazı anı kitapları ise yazarının ölümünden sonra yayımlanabilmiştir. Dergi ve gazetelerde yayınlanan anıların yanı sıra, henüz yayımlanmamış anılar ile gizli tutulan ya da yokedilen anıların bulunduğu da bilinmektedir. Anı türünün en önemli özelliği, eleştiriden yaşam öyküsüne, romandan şiire kadar pek çok edebi türe kaynaklık etmesidir.

ANI TÜRLERİ

• Anıları, konularına gön dört bölümde inceleyebiliriz Batı edebiyatlarında Goethe’ nin, A. Gide’in, S. Beauvoir’m; Türk edebiyatında da Halit Ziya Uşaklıgil’in, Hüseyin Cahit Yalçının, Yakup Kadri Kara-osmanoğlu’nun anıları edebiyat anılarıdır, Gandhi’nin, Churchill’in, Kruşçev’in, Ni-xon’un, H. Kissinger’in, Cemal Paşa’nın, Talât Paşa’nın, Ali Fuat Cebesoy’un, İsmet İnönü’nün, Celâl Bayar’m anıları siyaset anılarıdır. Alman generali Liman von Sanders’in, De Gaulle’ün, Eisenhover’in, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nm, Resneli Niyazi Bey’in, Kâzım Karabekir’in anılarını askerlik ve savaş anıları arasında sayabiliriz. Salvador Dali’nin, Chagall’m, Freud’un, Jung’un, Bertrand Russel’m, Charlies Ğhaplin’in, Balabanın, Muhsin Ertuğrul’un, Vasfi Rıza Zobu-nun, Hıfzı Veldet Velidedeoğ-lu’nun anıları ise sanat ve bilim anılardır.

• Bunların dışında, anı-port-re denilen bir anı türü daha vardır. Michel . Georges-Mi-chel’in Tanıdığım Tiyatro Kişileri adlı kitabı, Türk yazarlarından da Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Yahya Kemal Beyatlı’nm Siyasî ve Edebî Portreler, Oktay Akbalın Şair Dostlarım adlı kitapları hep anı – portre türündedir.

ANI TÜRÜNÜN ÖTEKİ EDEBİYAT TÜRLERİYLE İLİŞKİSİ

lük, yaşamöyküsü (biyografi), özyaşamöyküsü (otobiyografi) gibi yazm türleriyle iç içe gibidir. Ancak, bunları birbirinden ayrı olarak değerlendirmek gerekir. Sözgelimi günlük, günü gününe tutulan notlardan oluşur; anı ise üstünden zaman geçmiş olayları anlatır, yani anılar genellikle çok sonraları kaleme alınır. Özyaşamöykülerinde (otobiyografilerde) kişinin özel yaşamı ağır basar; anılarda ise yaşanmış olanlar, gözlenen olay ve olgular anlatılır.

DÜNYA EDEBİYATINDA ANI

• Anıların edebiyat türü olarak yazılmaya başlaması çok eskiye dayanır. İlkçağ yazarlarından Ksenophon’un Ana-basis’ini anı olarak niteleyenler vardır. Sezar’m İç Savaş ve Gallia Savaşı adlı yapıtları da savaş anıları olarak nitelendirilebilir. Sonraki çağlarda, bütün dünya edebiyatlarında anı türünün zengin örneklerine rastlanır. Bunlar arasında özellikle J.J. Rousseau’nun İtiraflar, Goethe’nin Şiir ve Gerçek, Chateaubriand’m Mezar Ötesi Anıları, Victor Hugo’nun Gördüklerim, Lev Tolstoy’un İtirafım, Maksim Gorki’ nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim, Yevtuşenko’nun Yaşantım, A. Gide’in Tohum Ölmeyince, adlı yapıtlarını anabiliriz.

TÜRK EDEBİYATINDA ANI

• Türk edebiyatında anı türünün köklü bir geçmişi vardır. Türk dilinin ilk yazılı belgeleri olan ve VIII. yy.’dan kalma Orhun Yazıtları (Kültigin yazıtı, Bilge Kağan yazıtı, Ton-yukuk yazıtı), anı türünün ilk örnekleri sayılabilir. Babür Şah (1483-1530), Babürname adlı yapıtında çocukluğundan başlayıp yaşamının son günlerine kadar olan anılarını anlatır. İslâm uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatında «tezkire, gazavatname, vakayiname, menakıpname, sefaret name, seyahatname» gibi türlerde yer yer anı değeri taşıyan bölümler vardır. 8 Tanzimattan günümüze kadar olan dönem içinde de pek çok yazarımız anılarını kaleme almıştır.

Bunlar arasında en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz: Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl (5 cilt, 1936), Saray ve Ötesi (3 cilt, 1942); Ahmet İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım (2 cilt, 1932); Hüseyin Cahit Yalçın, Edebî Hatıralar (1935); Ahmet Rasim, Gecelerim (1894), Fuhş-ı Atik (1922), Muharrir, Şair, Edip (1924); Yakup Kadri Karaosmanoğlu Politikada kırk beş yıl (1968) Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969); Refik Halit Karay, Üç Nesil, Üç Hayat (1943); Ab-dülhak Şinasi Hisar, Yahya Kemale Veda (1959); Halide Edip Adıvar, Türk’ün Ateşle İmtihanı (1962), Mor Salkımlı Ev (1963); Halit Fahri Ozan-soy, Edebiyatçılarımız Geçiyor

(1967) ; Yusuf Ziya Ortaç, Portreler (1960), Bizim Yokuş

(1966) ; Halikarnas Balıkçısı. Mavi Sürgün (1961); Afet İnan, Atatürk’ten Hatıralar (1950); Oktay Akbal, Şair Dostlarım (1964); Falih Rıfkı Atay, Çankaya (1931), Atatürk’ ün Hatıraları (1965); Zeke-riya Sertel, Hatırladıklarım

(1968) ; Aziz Nesin, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (1968); Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim (4 cilt, 1970-1971); Mehmet Kemal, Acılı Kuşak

(1967) ; Hıfzı Veldet Velidede-oğlu, Anıların İzinde (2 cilt, 1977-1979).

 

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.Sağol, Teşekkürler gibi yorumlar onaylanmayacaktır. *